Eğlence ve Bilgi Platformu
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.


Eğlence ve Bilgi Platformu Hoşgeldin; Misafir !
Senin Toplam 0 Mesajın Var.
Son Üyemiz : https://bilgili.forumdizini.com/u30
Son Ziyaretiniz: Perş. Ocak 01, 1970
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 İslami Sözler

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
Admin


Erkek
Mesaj Sayısı : 379
Nerden : İstanbul
Lakap : Learned
ruh halin : İslami Sözler Karisi10
Kayıt tarihi : 05/09/08

İslami Sözler Empty
MesajKonu: İslami Sözler   İslami Sözler I_icon_minitimeC.tesi Eyl. 06, 2008 10:54 am

Burada islami sözler yer alacaktır eklemek istediğiniz islami sözleri bu bölümden ekleyiniz yeni konu açmayınız...

İyiliği gizlemek, kötülüğü gizlemekten daha üstündür. (Ebu Bekir Ferra)

Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi. (İmam-ı Azam)

İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur. (İbni Haldun)

Herkes herkese bir lokma şey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allah’ın işidir. (Mevlana)

Güzel söz söyleyen, kimseden kötü söz işitmez. (Firdevsi)

Bir şeyi bulunmadığı yerde aramak, onu aramamak demektir. (Mevlana)

Avcı nice al (tuzak, hile) bilirse, ayı da onca yol bilir. (Kaşgarlı Mahmud)

Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz. (Hz. Ali (r.a))

Güzel konuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir. (Hz. Ebubekir)

Özü doğru olanın, sözü de doğru olur. (Hz. Ali (r.a))

Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)

Her gecenin bir gündüzü vardır. (Hz. Ali (r.a))

Sakladığın sır senin esirindir. Açığa vurursan sen onun esiri olursun. (Hz. Ali (r.a))

Bütün kötülüklerin anahtarı, hiddettir. (Cafer bin Muhammed)

Kesilmiş koyuna derisinin yüzülmesi elem vermez. (Hz. Esma)

Güzel ahlak; bağışlayıcılık, sabır ve tahammüldür. (Hasan-ı Basri)

En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır. (Malcolm X)

Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar. (Mevlana)

Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzer. (İbni Haldun)

İnce sözler keskin kılıca benzer, kalkanın yoksa geri dur. (Mevlana)

Gerçek zengin, bilgisi çok olan insandır. (Hz. Ali (r.a))

Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol. (Mevlana)

Cevizi kırıp özüne inemeyen, hepsini kabuk zanneder. (İmam Gazali)

Hayat, iman ve cihaddır. (Hz. Hüseyin (r.a))

Haksızlığa baş kaldırmayanlar, onlardan gelecek her kötülüğe katlanmalıdırlar. (Hz. Ali (r.a))

Hayatında ekmeği yenmeyen kimsenin adı, ölümünden sonra anılmaz. (Şeyh Sadi)

Hiç kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir. (Hz. Ali (r.a))

Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür. (İmam Gazali)

Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor. (Abdulhamid Han)

En büyük felaketler içinde bile ümidini kaybetme, unutma ki ilik, sert kemiğin içinden çıkar. (Hafız Şirazi)

Cahillerin kalbi dudaklarında, alimlerin dudakları kalplerindedir. (Hz. Ali (r.a))

Her kalbin çarpıntısı kendi ecelinin ayak sesleridir. (Beyazidi Bestami)

Mal cimrilerde, silah korkaklarda, karar da zayıflarda olursa işler bozulur. (Hz. Ebubekir (r.a))

Gecenin ne kadar uzun olduğunu ancak hastalar bilir. (Sadi)

Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur. (Hacı Bayram-ı Veli)

Zalimler için yaşasın cehennem. (Bediüzzaman Said Nursi)

Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. (Bediüzzaman Said Nursi)

Tatlı suyun başı, kalabalık olur. (Mevlana)

Kurdun elinden çobanlık gelmez. (Sadi)

Eğri ok, doğru yol almaz. (Hz. Ali (r.a))

Hiçbir acı, cehaletten daha fazla zahmet verici değildir. (Hz. Ali (r.a))

İnsanı maskara eden, dilidir. (Sadi)

Ham düşünceleri, ancak akıl pişirir. (Firdevsi)

Fırsatlar da bulutlar gibi çabucak geçer gider. (Hz. Ebubekir (r.a))

Hasedciye rahat, kötü huyluyu da şeref yoktur. (Ahnef bin Kays)

Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride kuzu gibi güdülmesinler. (Şeyh Sadi Sirazi)

Hükümetlerin en kötüsü, suçsuzu korkutandır. (Beydeba)

Hükümdar köylünün yumurtasını alırsa, adamları bütün tavukları alır. (Sadi)

Bin zulme uğrasan da, bir zulüm yapma. (Hz. Ali (r.a))

Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez. (Mevlana)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.bilgiliyiznet.tr.gg
Admin
Admin
Admin
Admin


Erkek
Mesaj Sayısı : 379
Nerden : İstanbul
Lakap : Learned
ruh halin : İslami Sözler Karisi10
Kayıt tarihi : 05/09/08

İslami Sözler Empty
MesajKonu: Geri: İslami Sözler   İslami Sözler I_icon_minitimeC.tesi Eyl. 06, 2008 10:57 am

Devamı...

* Allahü teâlânın bütün sıfatları her mahlukta, her zerrede zuhur etmekte, tecelli etmektedir. Merhamet, ihsan sıfatları tecelli ettiği gibi, kahır, gadap yapmak sıfatları da tecelli etmektedir.

* Allahü teâlâ her maddede faide ve zararlar yaratmıştır. Allahü teâlâ çok merhameteli olduğu için Peygamberler göndererek herşeyin faidelerini ve zararlarını bildirmiş, faideli şeyleri yapmayı emretmiş, zararlı şeyleri yasak etmiştir. Bu emirlere farz, yasaklara haram ve dünya denir. Bu emir ve yasaklara şeriat denir. Dünyadan sakınınız demek haramlardan sakınınız demektir. Bunu anlamak lazım. Dünyanın ikinci manası, ölmeden evvelki hayat demektir. Bu dünyadaki zevklerin, lezzetlerin hiç biri haram değildir. Bunların zararlı şekilde kullanılmaları haramdır. Faideli olarak kullanılmaları farz veya sünnettir.

* Huzûru ilâhide toplanmak çok büyük nimettir. Huzuru ilâhi namazdır. Allahü teâlâ, namazdan sonra "İste kulum vereyim" diyor. Bu saat-i icâbedir. Hele Cuma günü öyle bir saat vardır ki, o anda yapılan dua red olmaz. Alimler, Cuma günü (saat-i icabe) ikindi namazı vaktidir buyurmuşlar.

* Allahü teâlânın ve peygamber efendimizin emr ve yasakları iki türlüdür. Birisi; sârâhat-ı nass ile sabittir, açıkca bildirilmiştir. Bunları kabul etmeyen kâfir olur. Namaz kılmamak üç türlüdür. Birincisi farz olduğunu bilmiyordur, ikincisi tembellikle kılmıyordur, üçüncüsü de ehemmiyet vermiyordur. Ehemmiyet vermeyen kâfir olur. Kadınların, kızların sokağa açık çıkmaları sârâhat-ı nass ile haramdır. Yani açıkca bildirilmiştir. Sârâhât-ı nass demek; ayet-i kerime veya hadis-i şeriflerle açıkça bildirilen hüküm demektir.

* Kalbin gıdası ma'rifettir. Görmek şart değil, sevmek şarttır.

* Evliyâlar da Allahü teâlânın sıfatlarıyla sıfatlanmışlardır. Onlar da dünyada dostla düşmanı ayırmazlar. Dostlara yaptıkları iyi muameleyi düşmanlara da yaparlar. Düşmanlar, dostlarla karışıp Evliyanın huzuruna gelirler, Evliya onlara hiç düşman muamelesi yapmaz, dostlarına olduğu gibi, onlara da ikram ederler, tatlı konuşurlar. Onlar da der ki, "Bu adam benim düşman olduğumun farkında değil, bana dost muamelesi yapıyor." Evliyanın dostla düşmanı ayırmaması, nîmet vermek bakımındandır. Yoksa düşmanlarla sohbet etmezler, onlara gitmezler, dükkanlarından alış veriş etmezler. Ancak, onlar gelirse, karşılaşırlarsa ayırt etmezler. Fakat dostlara giderler, hastasını ziyaret ederler, cenazesine giderler, düşmanlarınkine gitmezler, ziyafetlerine gitmezler, ama bir bahane uydururlar. Düşmanlara mümkün olduğu kadar gitmeyeceğiz. Ancak bir müslimanın hakkını kurtarmak için gidilir.

* Müslümanların, Allah adamlarının yüzüne bakmak ibadettir, sevaptır.

* Bütün kemâlât ve faziletler büyüklerin sohbetindedir. Onların sohbeti ele geçti mi, herşey ele geçmiş demektir.

* Her şeyin yenisi makbuldür, iki şeyin eskisi makbuldür. Biri muhabbettir. Biri de ahbab.

* Alimlerin zineti, bilmiyorum demektir. Cahiller, atar atar söyler. Alim, her kelimeden korkar, vesika bulmadan söyleyemez.

* Kalbe Allah sevgisini yerleşdirmek için, kalbden dünyânın, mahlûkların sevgisini çıkarmak lâzımdır. Bunun için, hiçbir mahlûku hâtırlamamalıdır. Bu hâle (Fenâ-yı kalb) denir. Bunun birinci ilâcı, mürşidin sohbetidir. Sohbet ele geçmezse, mürşidin kabrini ziyâret etmek ve râbıta yapmakdır...

* Cennetin kapısı imandır. İmanı olan cennete gider. Zulüm ile ölen kâfir cennete gitmez.

* Üstâdına, kötü söz söyleyen birini seven, köpekden daha aşağıdır.

* Bir kimse kendi kafasından tefsir yazmağa, mânâ vermeğe kalkarsa kâfir olur.

* Ehl-i sünnet alimlerinin yolundan zerre kadar ayrılanlar cehenneme gider. Böyle din adamları, din hırsızlarıdır.

* Âlimlerin en kötüleri kendi kendilerine fetvâ verenler, kendi kendilerine mânâ verenlerdir.

* İnsanların en iyisi, din adamlarının iyileri, insanların en kötüsü kötü din adamlarıdır...

* Cennete gidecek olan fırka, Ehl-i sünnet velcemaatdır. Diğer yetmişiki (72) fırkada olanlar, kendi kafalarından yol tutanlar, yunan felsefecilerine göre yol tutanlar cehenneme gidecek...

* Allahü teâlânın sıfatlarından en kıymetlisi muhabbet sıfatıdır.

* Bütün dünyaya, hidayet, nur, Peygamber efendimizden geldi. Şimdi de, Peygamber efendimizin varisleriyle geliyor.

* Evliyânın, salihlerin isminin söylendiği yere rahmet yağar.

* Birinin binlerce devesi olsa, hepsini dağıtsa, bir namazın vaktinde kılınması sevâbına yetişemez.

* Hoca mâhir ve müşfik olursa, talebe zekî ve çalışkan olursa, öğrenilmeyecek hiçbir ilim yoktur.

* İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki, "Kâbe'ye giderken, Kâbe'nin sâhibine kavuştum." Yani, Baki-billah hazretlerinin yanında Allahü teâlâyı tanıdı.

* İstiğfarı çok söylemek lâzım, insan iyi şey yaparkende günah işleyebilir. Onun için namazdan sonrada istiğfar söylüyoruz.

* Bir haramı hafif görmek, bu haram olmasaydı, bundan ne çıkar demek imanı götürür. Meselâ çok büyük günah olan, çok kimsenin kıymet vermediği, en çok işlenen günah, gıybet... Ben doğru söylüyorum, bu da günah olur mu dese imanı gider.

* Mâlâyâni ile uğraşana selam bile verilmez, boş durmak da mâlâyâni demektir.

* Allahü teâlânın, insanı en çok sevdiği hal, secdedeki halidir. Onun için büyükler, secdede çok kalabilmek için beş, yedi, dokuz... onbire kadar söylerler.

* Bizim kitaplarımız çok kıymetlidir, çünki pırlanta içine cam parçalarını karıştırmadık.

* Mâlümat-ı Nâfia risalesi [Faideli Bilgiler], bizim bir numaralı kitabımız. Abdülhakim efendi hazretlerinin tavsiye ettiği bir kitaptır, onu hepiniz okuyun.

* Abdülhakim efendi hazretleri, "beni dinleyen kazanır..." buyurdu.

* İnsan vücudu çok büyük fabrikadır. Vücuddaki herşey bir sanat eseridir. Allahü teâlâ bunların hepsini, bütün insanlara vermiş. İnsanlar bunların şükrünü yapmazsa, nankörlük yapmış olur. Allahü teâlâ insana iman vermiş, habibine ümmet yaratmış, insan bu nimetlere küfran ederse sonsuz cehennemde kalmak hakkıdır.

* Bir beldede emr-i maruf yapılmazsa oraya bela gelir. Hak etmeyenler de şehid olur.

* Kafirler islamiyetin yayılmasına tahammül edemezler. Gayeleri, islamiyeti ve müslümanları yok etmektir.

* İslamiyetin en büyük düşmanı ingilizlerdir. Dünyanın her neresinde olursa olsun, islamiyyet aleyhine bir hareket olursa, biraz karıştırırsanız, altından ingiliz oyunu çıkar. O kadar sinsidir ki, karıştırmadan belli olmaz.

* Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimi kıyamete kadar korumağı vaad ediyor. Kur'an-ı kerimi yaksalar da, ayak altına alsalar da ahkâmını yok edemezler. Yalnız adeti şöyledir ki, her şeyi sebeple yaratır. Mesela; hasta, şifa için dua ederse ona şurup değil hekim nasip eder. Allahü teâlâ bir kuluna cenneti nasip etti ise, sebebini gönderir. Nedir sebebi? Mürşid! Mürşid yoksa kitapları... Sebebi Allahü teâlâ yaratıyor, ama sevdiği kimseleri de vasıta kılıyor. Kur'an-ı kerimi muhafaza etmenin sebebi de var. Kur'an-ı kerim iki kısımdır. Biri zâhiri; bedene ait, diğeri batıni; kalbe ait kısmı. Zahirini korumak için Allahü teâlâ Osmanlıları yarattı. Osmanlılar şimdi yok ama, kitapları var. İslamiyetin batınını koruyan da Nakşibendilerdir.

* Şükür demek, bir nimet ne için verilmişse onun için kullanmaktır. Göz nimetinin şükrünü yapmak için, Allahü teâlânın bak dediği yere bakılır, bakma dediği yere bakılmaz.

* Kimse, kendi rızkını bitirmeden ölmez.

* İslâmiyyetin garib olduğu bir zemânda, kahhar sıfatının tecellî etdiği bir zemânda, onun dini için, aşk ile, gayret eden, çalışan insanlara ne mutlu. Ne mutlu onun seçdiği mücahidlere! O mücahidlerin sınıfında bulunmak, onların arasında bulunmak se'âdetine kavuşan din kardeşlerime ne mutlu...

* "Yâ Ebâ Hüreyre, Allahın kullarına, Allahın dinini öğret. Onları öğretmeye giderken bastığın yere melekler kanatlarını serer. Gökteki melekler, yerdeki hayvanlar, havadaki kuşlar, denizdeki balıklar senin için düâ ederler. Kıyâmetde sana öyle bir makam ihsan olunur ki, Peygamberler gıpta eder." diyor hadîs-i şerîf...

* Sıkıntılar mücahidlerin aşkını, hevesini arttırır.

* Dünya zevklerine düşkün olmak nefsi beslemektir. Halbuki; nefse düşmanlıkla emr olunduk. Çünki nefs Allah-ü tealanın düşmanıdır. Bize; nefsinizi besleyin diye bir emr yok, kalbinizi kuvvetlendirin diye emr var. Nefse düşmanlık; riyazet ve mücahede ile olur. Riyazet; nefsin arzularını yapmamak. Mücahede nefsin istemediği şeyleri yapmak.

* Îmâna nasıl şükr edilir? Âyet-i kerîmeler bunu bildiriyor. Diyor ki, "Ey mü'minler, ey îmânla şereflenenler, bu ni'metin şükrünü ifa edebilmek için birbirinizi seviniz." Bizi bu yola, bu cihâda sürükleyen îmân ni'metinin şükrünü ifa etmek için hubb-i fillah ile şerefleneceğiz. Birbirimizi seveceğiz. Birbirimizin kalbini kırmakdan titreyeceğiz. Zaten mü'minin kalbini kırmak, mü'mini incitmek harâmdır. Hele böyle mücahid kardeşlerimizi incitmek, hele hele darılmak, münakaşa etmek; Allah muhafaza etsin.

* Günâhsız insan olmaz; kusursuz insan olmaz. İşte, biririmizin kusurlarını görmeyeceğiz, iyiliklerini göreceğiz. Kusurlarımızı afv edeceğiz, hatta ikaz edeceğiz. Zâten münakaşa yasak, Nasıl olur bir mü'min incitilir efendim.

* Bir mü'minin, bir mücahid kardeşinin kalbini incitmenin Kâbeyi yedi kerre yıkmakdan daha günâh olduğunu dinimiz bildiriyor. Onun için, en çok dikkat edeceğimiz şey; birbirimizin kusurunu afv edeceğiz, sabr edeceğiz. Sabr edenin gideceği yer neresidir? Peygamber efendimiz, "Cennetdir" buyuruyor. Onun için, birbirimizi incitirsek dahi, karşıdakinin sabr etmesi lâzımdır. Ona düâ etmesi lâzım. Müslimânlık budur, kardeşlik budur.

* Muhammed Ma'sum hazretleri Mektûbât'da buyuruyor ki, "Münakaşa etmeyiniz."

* Eshâb-ı kirâmdan bir zât diyor ki, "Peygamber efendimiz, Bayram günü hutbeye çıkıyordu. Merdiven üç basamakdı. Birinci basamağa çıktı. Bir şeyler söylüyordu. Kulak verdim işitdim. Buyuruyordu ki: (Yâ Rabbi, Sen, bir kulunu, anasını-babasını gördüğü halde, onların hizmetinde kusur eden, kalblerini inciten, onların rızasını, düâsını almayanı Cehenneme sok.) Ben de âmin dedim" buyuruyor. O halde birbirimizi seveceğiz, amma, anamızın, babamızın da kıymetini bileceğiz, onların rızalarını düâlarını alacağız, gönüllerini alacağız. Ananın, babanın evladına düâsı, Peygamberlerin ümmetine düâsı gibidir.





* Allahü teâlâ, bir isteyene bin veririm buyuruyor.

* Allahü teâlâ kullarına zulmetmez, onlar sû-i amelleri ile belayı kendileri cezbederler.

* Allahü teâlâ buyuruyor ki, nefsinize uymayın, nefsiniz bana düşmandır.

* Allahü teâlâ birçok günahın cezasını ahirete bıraktığı halde, zalimlerin cezasını dünyada verir.

* Allah yolunda, halis niyyetle hizmet eden kazanır.

* Cahillik cehenneme götürür.

* Kıyamet günü hesap, evvela imandan, sonra namazdandır.

* Allahü teâlânın dostları, Allahü teâlânın yaptığı her şeyden zevk alırlar. Sıkıntı, elem ve dertlerden nefs zevk almadığı için, daha çok hoşlanırlar.


* Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

* Bilmiyorum diyen 40 belâdan kurtulur...

* Sabır, ferahlamanın anahtarıdır.

* Dünyada iken, Allahü tealanın dinine hizmet edenler, Allahü tealanın kullarının müşkillerini halledenler, mahşerde, tahtlar üzerinde, kürsülerde, gölgelerde oturacaklar. Allahü teala onlarla konuşacak. Onlar için ne hesap var, ne azap var...

* Allahü teâlâ, hiç bir şeyi yaratmadan önce Server-i âlem sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin mübârek nûrunu yarattı. Kur'ân-ı kerîminde Peygamber efendimize hitâben; "Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik" buyruldu. Hadîs-i kudsîde; "Sen olmasaydın, sen olmasaydın, mahlûkâtı yaratmazdım" buyrulmuştur.

Îmânın asıl şartı; "Hubb-i fillah, buğd-i fillah" yâni Allahü teâlânın dostlarını sevmek, düşmanlarını sevmemektir. Bu olmadıkça hiç bir ibâdet kabûl olmamakta, sâhibinin yüzüne çarpılmaktadır. Bu sebeble "Âlemlerin efendisini sevmemiz farz olmuş ve O'nun mübârek muhabbetini kalbimize yerleştirmemiz ve güzel ahlâkıyla ahlâklanmamız emr edilmiştir".

* Sultana edebsizce hizmet edenin dünyası, Evliyaya edebsizce hizmet edenin ahireti yıkılır.

* Allahü teâlâ günah işlemeyenlerden ve günah işlenmeyen yerlerden razıdır. Siz, günah işlememeye ve arkadaşlarınızı günahtan korumaya çalışınız.

* İslam dininde paranın yeri ceptir, kalb değildir. Parayı kalbe koymak, sarayın ortasına çöp dökmek gibidir.

* Günah işlenmeyen yerde huzur vardır. Günah işlenirse huzursuzluk başlar.

* Evliyânın yanında bulunan, dört şeyden istifade eder; merhametinden, cömertliğinden, yumuşaklığından, güzel huyundan...

* İnsan demek îmân demektir. îmân var, herşey var, îmân yok hiçbirşey yok.

* Bir şey ne kadar kıymetli ise onun düşmanı o kadar çoktur. En kıymetli şey: Îmân..! Peki bu imanı nasıl koruyacağız? Allahü teala buyuruyor ki, "Nimetlerime şükr ederseniz artırırım". Peki biz iman nimetine nasıl şükr edeceğiz? Birbirimizi seveceğiz...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.bilgiliyiznet.tr.gg
 
İslami Sözler
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Eğlence ve Bilgi Platformu :: İslami Köşe :: İslami Sözler-
Buraya geçin: